Çok Sıcak Sudan Kaçının: Her duş uygulamasını, bir tedaviye dönüştürebiliriz.Duşta bacaklarınıza peeling yapın, bekletin,durulayın ve duşun son 3 dakikasında soğuk su tutun.Bacaklar daha canlı ve zinde görünür.

Sıcak su kalça ve bacaklarda kılcal damar genişlemesine neden olur, cildi kurutur.


Derinin, vücudun diğer kısımlarına kıyasla, dirseklerde daha kuru olması normaldir. Ama, eğer fazla kalınsa, yediklerinize dikkat edin. Acaba, yeterli A vitamini alıyor musunuz? Yumurta sarısı, havuç, kabak ve tereyağı A vitamini açısıdan zengin.

1-Dirseklere, banyo ya da duş sırasında, lif eldiven, sert ve doğal kıllardan yapılmış bir banyo fırçası ya da bitkisel liflerden bir sünger ile masaj yapabilirsiniz. Böylece, renkleri açılacak ve yumuşayacaklardır; tabii ki, krem ya da bonya sonrası yağı ile nemlendirmek de gerekli.

2-Haftada iki kez, doğal yollardan elde edeceğiniz yumuşatıcı bir kimyasal aşındırma uygulayabilirsiniz. Ilık badem yağı batırılmış bezi diseklerinize sarın (dirseklerinizi direk olarak yağın içerisine de batırabilirsiniz). Bu uygulamanın ardından, üzerine bol miktarda bol miktarda sofra tuzu döktüğünüz yarım limonla dirseklerinizi ovun. Duruladıktan sonra, bolca krem sürün.

3-Aynı miktarda krem ve baldan oluşan bir karışıma bir kaç damla zeytinyağı ilave edin. Dirseklerinize masaj yapabileceğiniz besleyici bir krem elde edeceksiniz.

4-Dirsekleriniz çatlayacak kadar sertleşmişse, maydanoza başvurun. 50 gr maydanoz üzerine 100 gr kaynar su dökün. İki hafta boyunca her gün, bu suya yıkama yaparak ya da buna batırılmış bezleri dirseğe sararak sonuca ulaşabilirsiniz.



Dermatoloji uzmanlarına danıştık ve sizi daima sağlıklı, pürüzsüz ve pırıl pırıl bir cilde kavuşturacak 10 sırrı derledik.




Sürekli en iyi enstitülerde cilt bakımına gitmek mi yoksa en pahalı kozmetik ürünleri kullanmak mı? Hayır, sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmanın sırrı tüm bunlardan çok daha basit. Yapmanız gereken sadece biraz durmak ve cildinizi dinlemek, sonra da onun ihtiyaçlarına vakit ayırmak. İşte bunun için size yardımcı olacak çok önemli 10 sır:


1- Su, su, su! İşte birinci ve en basit kural. Tam iki litre olmasa bile, günde en az 5-6 bardak su içmelisiniz. Bunu yapmak zaman zaman size çok kolay gelmeyebilir ama su, sağlığınız için olduğu kadar güzelliğiniz için de son derece önemli.


2- Unutmayın ki, yağlı cilt, kirli cilt demek değil! Bu birikim bazılarımızda fazlayken, bazılarımızda daha az oluyor sadece... Az olduğunda cilt kuruyor ve pul pul dökülebiliyor. Bu yüzden önce cilt tipinizi bir uzmanın yardımıyla öğrenmeli ve cildinize uygun ürünler kullanmalısınız.


3- En yaygın problemlerden biri siyah noktalar ve ne yazık ki bunlar hepimizde var. Küçücük olmalarına rağmen bizi çok üzen bu noktacıkların oluşması cildimizin nefes almasını da engelliyor aynı zamanda. Haftada bir gün peeling yaparak yani ölü derilerinizi yok ederek cildininizin nefes almasını sağlayabilirsiniz. Bunun dışında 1 litre kadar suyu kaynattıktan sonra bir kaba boşaltın, içine birkaç tutam papatya kurusu ekleyin ve başınıza bir havluyla örterek kabın içine eğilin. Bir müddet böyle bekleyin. Bu da gözeneklerin açılmasını sağlar ve siyah noktaların atılmasını kolaylaştırır.


4- Cilt temizliğinizde doğal malzemeleri seviyorsanız işte size harika bir tarif daha: Ananas suyu ve yulafı karıştırabilir ve yüzünü bu karışımla temizleyebilirsiniz. Çünkü ananas ölü cilt hücrelerini eriten enzimler içeriyor. Yulafsa cilt yüzeyinin yeniden canlanmasına yardımcı oluyor.


5- Eğer cildiniz makyaj yaptıktan ya da duş aldıktan sonra kaşınıyorsa, bu hassas olduğu anlamına geliyor. Bu durumda yapmanız gereken; cilt tipine göre hazırlanmış bir tonikle yüzünüzü temizlemeniz. En iyi toniğin doğal bir gül suyu olduğunu da hemen hatırlatalım.


6- Stresli olduğunuz ve sürekli geç yattığınız günler çoğunluktaysa, bunun cildinizi etkilemesi kaçınılmaz. Stresle başa çıkmak biraz zor olabilir ama yorgunluğunuzu atmak için dinlenmeye ve stresten arınmaya mutlaka zaman ayırmalısınız. Bunu yapmak da en az kaliteli cilt bakım ürünleri kullanmak kadar önemli.


7- Soğuk kış günlerinde bile güneş cildimize zarar verebiliyor. Güneşin en büyük zararı ise cildi kurutmak. İşte bu nedenle güneş kreminin sadece yaz aylarında kullanılan bir ürün olduğunu düşünmeyin ve kış mevsimine uygun bir koruyucuyu mutlaka çantanızda bulundurun.


8- Cildiniz yağlıysa, mat görünümlü fondötenleri, kuruysa nem veren kapatıcıları tercih etmelisiniz. Çok pürüzsüz bir görünüm için de, fondöteninizi sıvı bronzlaştırıcı veya nemlendiriciyle karıştırarak sürebilirsiniz. Bu oldukça iyi bir sonuç verecektir.


9- Cildiniz kuruysa, donuk ve mat görünüyorsa işte size anında etki edecek özel bir tarif. Bunu, önemli günlerde, makyaj yapmadan hemen önce uygulayabilirsiniz. Bir şeftaliyi ezin, balla karıştırın ve yüzünüze sürün. 10 dakika bekledikten sonra durulayın. Cildiniz kesinlikle ipek gibi olacak...


10- Ve son olarak harika bir öneri daha: Cildinizin güzelliğiyle dikkat çekmesini istiyorsanız yaptığınız makyajın doğal olmasına dikkat etmelisiniz. Pastel tonlarda bir far, şeffaf bir rimel, tatlı pembe bir allık ve parlatıcı bir ruj... Bu yumuşak renkler cildinizi her zaman olduğundan çok daha doğal, taze ve güzel gösterecektir.





















Balın kalitesi arının balı elde ettiği bitkiye göre değişir. En kaliteli bal çiçek balıdır.
Ülkemizde en çok bulunan bal çeşidi çam balı, kestane çiçeği balı, ayçiçek balıdır.
Bal içinde bakteri barındırmaz, aynı zamanda bakteri öldürücü etkisi vardır.
Kemik ve diş gelişimi için bal faydalıdır. İçerisinde gelişime katkı sağlayan A, B, C vitaminleri ve önemli mineraller bulunur.
Bal mideye kuvvet verir. Hazmı gerekmediği için kana kolayca geçer.
Bal, bel ve sırt ağrılarında ağrıyan yere sürülür, ağrıyı azaltır.
İştah açıcıdır.
Dişleri ve diş etlerini mikroplardan korur, ağızdaki yaraları tedavi eder.
Balgam söktürür.
İdrar yollarını temizler.
Cinsel gücü arttırıcı özelliği vardır.
Kan dolaşımını düzenler, kanı temizler.
Balın sakinleştirici etkisi vardır.

Ballı güzellik reçeteleri
Bal maskesi
Bal yüze ve boyuna sürülüp 20-25 dakika beklenir. Yüz ılık suyla yıkanır. Bal yüze parlaklık kazandıracak ve pürüzsüzleşmesini sağlayacaktır.
Sıkılaştırıcı yüz maskesi:
Malzemeler:
1 kaşık bal
1 yumurtanın beyazı
1 kaşık gliserin
1/4 fincan un

Hazırlanışı: Malzemeleri karıştırın, hamur olacak kadar un katın ve hamurla yüzünüzü ve boynunuzu kaplayın. 10 dakika bekletip ılık suyla yıkayın.
Saç için bal bakım maskesi:
Malzemeler:
1/2 fincan bal
1/4 fincan zeytinyağı

Uygulama: Bal ve zeytinyağını karıştırın. Tüm saça sürün. Başınıza naylon bone geçirip 30 dakika bekleyin. Daha sonra şampuanlayıp durulayın.
Ballı yüz toniği
Malzemeler:
1 orta boy salatalık (soyulup doğranmış)
2 kaşık bal

Hazırlanışı: Salatalığı mikserde püre haline getirip bir kevgire koyun. Kevgirin altına bir kap yerleştirerek 15 dakika süzün. Salatalığın suyu iyice süzüldüğünde minik bir kavanoza alıp içine balı ilave edin. İyice karıştırın. Pamukla bu karışımı yüzünüze sabah, akşam, öğle sürebilirsiniz. 3-4 dakika kuruması için bekletin. Bu karışımı ağzı kapalı şekilde 1 hafta bekletebilirsiniz.
Bal banyosu
Kuru ciltler için ideal olan bu banyoyu herkes rahatlamak için uygulayabilir. Bir litre süt, bir fincan tuz ve yarım fincan balı karıştırın. Bu karışımla vücudunuzu ovun, sonra durulayın. Süt cildinizin derinlemesine temizlenmesini sağlar. Tuzsa ölü derilerinizin altılmasına yardımcı olur. Balsa cildi canlandırıcı etkisiyle cilde iyi gelir.
Elleriniz için
Elleriniz sürekli kuruyorsa, iki çay kaşığı balı ve yarım limon suyunu karıştırarak ellerinize sürebilirsiniz.




Suna Dumankaya 'dan pratik ballı tarifler.

Kuru ciltler için :
Bir çay kaşığı tereyağı ve balı karıştırıp cildinize surun. Kuru ciltler icin etkili ve pratik bir maskedir.

Yüzünüzdeki derin sivilce izleri için :
Bir yumurta akını, bir çay kaşığı limon suyunu ve aynı ölçüde balı, iki yemek kaşığı pastane mayası ile karıştırın. 20 dakika cildinizde bekletip yıkayın.




Sivilceli Ciltlere Bakım!



Akne, deri altındaki kıl kökleri ve yağ bezelerinin iltihaplanması sonucu oluşuyor. Yağ bezelerinin en yoğun olduğu yerler ise, yüz, göğüs ve sırttır. Aknelerin oluşmasında dört önemli faktör rol oynuyor:
Yağ bezeleri tarafından salgılanan sebumun artması; kıl ve yağ kanallarının tıkanması, yağ kanalı içindeki kanalların çoğalması ve enflamasyon( şişme, kızarıklı ve iltihaplanma)
Bakımı:
Akne sorunu olduğunda, cilt temizliği önem kazanır. Ancak çok fazla abartılmaması gerekir. Günde iki kez temizlemek yeterlidir. Akneli ciltlerde, genellikle cildin PH dengesi bozulur. Dengenin yeniden kurulması için, PH5-5 temizleyicilerin kullanılması gerekmektedir.
Akneli ciltler için en uygun olan temizleyiciler, jel olanlardır. Jel ciltten kolayca akarak arınır. Sabun şeklindeki temizleyiciler, siyah noktaların oluşumunu arttırır.
Cildiniz ne kadar yağlı ve sivilceli olsa da, nazik davranmaktan vazgeçmemelisiniz. Aşırı soyucu ve tahriş edici bakımlardan kaçının. Temizleyici olarak AHA ürünleri tercih edin. Siyah noktaların temizlenmesi yararlıdır. Ancak bunu uzmanlara yaptırın.
Sivilceleri kaşımak ve sıkmak yüzde iz kalmasına neden olabilir. Akneli cildin hassasiyeti arttığı için, daha fazla iz kalmaya meyillidir. Ayrıca yüz tahriş olduğunda, kılcal damarlarda çatlamaya sebep olabilir.
Yağsız nemlendiriciler, akneli ciltleri sakinleştirir ve rahatlatır.
Akneli ciltlere, yüz yıkadıktan sonra hemen nemlendirici sürülmez. Yeni yıkanan cilt gerilir. Bu yüzden nemlendiriciyi gereğinden fazla emer. Yıkandıktan 15 dakika sonra cilt kendine gelir ve sürülen nemlendiriciyi ihtiyacı oranında kullanır.
Akneli ciltler, makyaj malzemelerinde her zaman hafifi ve yağsız olanı tercih etmelidirler.
Akneli cildi fırçalamak her zaman doğru değildir. Eğer mutlaka bu yöntemi kullanmak istiyorsanız, sivilcesiz bölgelerde uygulamalısınız.


Hava kirliliği, sigara dumanı, toz gibi çevresel faktörlerle beraber makyaj kalıntıları, cildin iyi temizlenmemesi, az su içmek gibi etkenlere bağlı olarak cilt gözenekleri kapanır.
Siyah Noktalar için Temizleyici Maskeler




Nefes almayan cildin yüzeyinde siyah noktalar oluşur. Bir sonraki evre ise sivilce ya da aknedir. Olası cilt problemlerine karşı önlem alabilmeniz ve sağlıkla ışıldayan bir cilde sahip olabilmeniz için doğal temizleyici maske tarifleri.
Yoğurt ve Limon Maskesi
Malzemeler,
3 yemek kaşığı yoğurt
1 limonun suyu
Hazırlanışı ve Uygulaması
Cam bir kasede malzemeleri karıştırın.
Göz altı çevresi hariç, yüzünüz ve boynunuza maskeyi sürün.
15 dakika bekletin.
Ilık su ile durulayıp, yumuşak hareketlerle kurulayın.
Yoğurt; cildi besler ve nemlendirir. Ayrıca cildin yağ dengesinin düzenlenmesine yardımcı olur. Limon, cilt
temizliğinde en etkili meyvelerden biridir.
Yulaf Ezmesi Maskesi
Malzemeler,
2 yemek kaşığı yulaf ezmesi
Su
Hazırlanışı ve Uygulaması
Yulaf ezmesini üzerini geçecek kadar su ile haşlayın.
Cam bir kasenin içinde çatalla ezin.
Göz altı çevresi hariç, yüzünüz ve boynunuza maskeyi sürün.
10 dakika bekledikten sonra ılık su ile durulayın.
Yumuşak hareketlerle kurulayın.
Yulaf, cildi derinlemesine temizler ve yağlanmasını önler. Özelllikle yağlı ciltler için ideal bir maskedir.




Artan sıcaklıklarla birlikte cildimiz ve özellikle yüz bölgemiz ciddi bir değişim geçirmeye başlıyor. Bunun başında daha fazla nem geliyor.
Yazın kavurucu sıcakları ülkemizin dört bir yanında hissedilmeye başlıyor. Hava durumu raporlarında artık 36 ve üzeri dereceleri görmek mümkün. Kuşkusuz ülkemizin pek çok bölgesinde yaşayanlar bu sıcakları pek memnuniyetle karşılamıyorlar. Sağlık sorunları olanlar sıcaklara karşı bir kat daha hassaslar çünkü sıcaklar pek çok rahatsızlığı tetikleyebiliyor. Aynı zamanda normalin üzerinde ısınan havalar su kaynaklarını kurutuyor, kimi bölgelerde pek çok ürünün yetişmesi için elverişli ortamlara zarar veriyor.
Cildimiz de sıcak havalardan nasibini alıyor. Kavurucu sıcaklar cildimiz üzerinde pek çok olumsuz etkiye sahip. Hal böyle olunca yaz aylarında cilt bakımımıza biraz daha fazla özen göstermek gerekiyor. Aksi halde sonbahara hiç de ummadığımız kadar rahatsız edici bir giriş yapabilir, kış aylarına kadar cildimizde yazın oluşan hasarı gidermekle uğraşmak zorunda kalabiliriz.

Ürünleri değiştirmenin tam zamanı
Yaz aylarının başlangıcı aynı zamanda kullanmakta olduğumuz cilt bakım ürünlerini de değiştirmemiz gereken döneme denk geliyor. Kış boyunca saçlarımızın ve cildimizin bakımına yönelik olarak kullandığımız tüm ürünleri yazın da aynı biçimde kullanmaya devam etmek pek faydalı değil.
Artan sıcaklıklarla birlikte cildimiz ve özellikle yüz bölgemiz ciddi bir değişim geçirmeye başlıyor. Bunun başında daha fazla nem geliyor. Sıcak havalarla gelen buharlaşma ile birlikte havadaki nem oranı da artıyor. Bunun bir sonucu olarak, özellikle deniz kenarındaki şehirlerde yaşayanlar bunaltıcı ve yoğun nemli bir havayla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Buna karşın cildimizdeki nem oranı da azalmaya başlıyor. Nemli hava cildimizi dört bir yandan sararak cildimizin hava almasını da engelliyor. Ağırlaşan ve yoğunlaşan hava cildimizi sıkı bir biçimde çevreleyerek adeta bizleri boğuyor. Nefes almanın bile zaman zaman güçleştiği dönemlerde cildimizin de hava alması gerektiğini unutmamamız gerekiyor. Bu nedenle fondöten gibi cilt yüzeyini kaplayan ve cildin üzerindeki gözenekleri kısmen de olsa tıkayan ürünlere ara vermemiz gerekiyor. Cildimiz bu gözenekler ile hava alıyor.

Yaz meyveleriyle cildinizi besleyin.
Aşırı sıcaklar bir takım ürünlerin yetşi-mesini engellerken, yaza özgü bir dizi meyvenin de yetişmesine imkan tanıyor. Önümüzde bu lezzetli ve sağlıklı meyva-lardan faydalanmak için yaklaşık 3 aylık bir süre var. Bu kısa süreyi mümkün olduğunca iyi değerlendirdiğimizde hem cildimiz hem de genel olarak sağlığımız için kış boyunca bizi zinde tutacak bir form yakalamamız mümkün. İşte yazın cildimiz üzerinde faydalarıyla dikkat çeken lezzetlerinden birkaçı: Kivi - Kivi adeta bir C vitamini deposu. Bu özelliğiyle ciltteki kırışıklıkların azalmasında, daha genç ve canlı bir görünümün elde edilmesinde en önemli meyvelerden bir tanesi.
İncir - İncir de tıpkı kivi gibi hem cildimiz hem de sağlığımız için kaçırılmaması gereken bir lezzet.
Erik - E ve B vitamini bakımından zengin içeriğiyle tam bir cilt dostu... Çilek - Antioksidan içeriği ve barındırdığı C vitaminine ek olarak muhteşem lezzetiyle yazın değişmez meyvelerinden. Ayrıca kalori bakımından düşük değerler taşıması da çileği hem sağlıklı hem de cildimiz için faydalı ürünler arasına taşıyor...
Kavun - Beta karaten içeriği kavunu yazın gözde ürünleri arasına taşıyor. Güneş lekeleri ve ciltte oluşan kırışıklıkların azaltılmasında, kavunda bol miktarda bulunan karotenlerin etkisi büyük.

Suyun önemi her zamankinden fazla
Yazın sıcakları sadece yeryüzündeki suyu buharlaştırıp su kaynaklarını kurutmakla kalmıyor, cildimizin nemini ve vücudumuzdaki suyu da alıp götürüyor. Su hem hayati fonksiyonlarımızı sürdürmede hem de temizlikten cilt bakımına pek çok farklı alanda başlıca kaynağımız. Yaz aylarında ise bu kaynağa olan,,,, ihtiyacımız neredeyse iki katına çıkıyor. Terleme yoluyla vücudumuz önemli oranda su kaybediyor ve kaybedilen bu suyun yerine mutlaka tekrar konulması gerekiyor.
Uzmanlar yaz sıcaklarında mutlaka yanımızda bir şişe su bulundurmamız gerektiğini, günlük su tüketimimizi artırarak vücudumuzda meydana gelen kaybı telafi etmemizin önemli olduğunu belirtiyorlar. Yaz aylarında cildimizin de susuzluktan kurak bir görünüme bürünmesini engellemek için ğüfföe en az 1.5 litre su içmemiz gerektiğini hatırlatıyorlar.

Sıcakların cildimiz üzerindeki etkileri
Yazın güneşle iyi geçinmek zorundayız. Ne güneşin karşısında uzun süre dikilmeli ne de güneşten tamamen kaçınmalıyız. İyi ve dengeli bir biçimde birkaç ay boyunca kemik gelişirni ve cildimizin beslenmesi için önemli bir kaynak olan güneş ışınlarından mümkün olduğunca yararlanmalıyız.
Güneş ışığı cildin erken yaşlanması üzerinde önemli bir rol oynar. Güneş lekeleri ve kırışıklıklar bu erken yaşlanmanın en önemli göstergeleridir. Hatta yeryüzüne dik eğimdeki güneş ışınlarına aşırı derecede ve uzun süreli maruz kalmak, cilt kanseri riskini ortaya çıkaran en önemli unsurlardan bir tanesidir. Yazın evlerimizde cildimiz için günlük bakım yapmalı, güneş ışığından sınırlı miktarlarda yararlanmalıyız. Güneş yanıkları ve cildimizin bronzlaşması, çok popüler bir eğilim gibi görünse de aslında cildimizin zarar görmesi anlamına gelmektedir. Cildimiz ne kadar esmerleşmişse o kadar zarar görmüş demektir.

Yazın cilt bakımında dikkat edilmesi gereken noktalar
Yaz mevsiminde, özellikle Temmuz ve Ağustos aylarının aşırı sıcaklarında, en temel bakım nemlendirici kremlerle cildimizdeki su kaybını telafi etmektir. Haftada en az bir kez nemlendirici bakım uygulamaları, yaz sıcaklarında cildimizin en az hasarı görmesini sağlamak için alınabilecek önlemlerin başında gelir. Kullandığımız cilt bakım ürünlerinin cilt üzerinde biriken değil, derimizin üzerinden kolayca kalkabilen ya da cildimizin soyulmasını sağlayan ürünler olması faydalı olacaktır. Yaz sıcaklarında bakteri ve istenmeyen mikroorganizmaların oluşumu çok daha kolay olur. Cildimiz üzerinde, birikintiler halinde kalan ürünler, bakteri oluşumunu tetikler. Cildimizi soyan, birikintilerden arındırarak temizleyen bakım ürünleri yazın ağırlıkla kullanmamız gereken ürünlerdir. Güneşten korunmak içinse, eğer uzun bir süre güneşle temas edilecekse, güneşe çıkmadan yarım saat kadar önce koruyucu ürünler kullanılmalıdır. Bu ürünleri güneşe çıkmadan önce kullanmamızın nedeni, güneşle temas öncesinde ürünlerin cilt tarafından emilip tam anlamıyla etkin olabilmesini sağlamaktır. Güneşten sonra ise nemlendirici bakım uygulamaları gerekir.

Saçlara özel dikkat gösterin.
Yaz aylarında cildimizle birlikte saçlarımız da ciddi bir değişim geçirirler. Özellikle boyalı saçlar güneş ışınlarının altında ciddi hasar görür ve kırılmalardan dökülmelere, renk değişimlerden zayıflamalara kadar bir dizi olumsuz sonuç ortaya çıkar. Ayrıca nemli hava ve klorlu sular yaz aylarında, hızlı buharlaşmanın etkisiyle saçlarımıza daha fazla zarar verir. Bu olumsuz etkilerin önüne geçebilmek için saçlarımızı mümkün olduğunca temiz ve nemli tutmamız gerekir. Jöle ve benzeri ürünlere yaz aylarında ara vermek son derece önemlidir. Güneş altında ise şapkayı kafamızdan çıkarmamak, saçlarımızın yazı en az hasarla atlatması için etkili bir yöntemdir. Ayrıca baylar için yazın en güzel saç modası mümkün olduğunca kısa saçtır. Uzmanlar yaz aylarında kısa saçın hem kafa derimizdeki gözeneklerin hava almasını kolaylaştırdığını, hem de saç dökülmesi sorunu olanlar için dökülmeyi azalttığını önemle dile getiriyorlar.

Yazın cilt bakım ipuçları
Yazın cildimiz üzerindeki etkileri bunlarla sınırlı kalmıyor. Yazla birlikte gündeme gelen, irili ufaklı pek çok unsur cildimizi doğrudan ya da dolaylı olarak etkiliyor. Bunlardan bir tanesi de yaz mevsiminin en büyük sorunlarından olan sivrisinek ve benzer böcekler. Cildimizde ciddi yaralanmalara ve ışınlan bölgenin kaşınması sonucu soyulma ve zedelenmelerden lekelere kadar pek çok hasara sebep olan bu böceklerden özellikle Temmuz-Ağustos aylarında korunmak gerekiyor. Bunun için cildimize sürülen böceksavar kimyasallar etkili bir yöntem. Sağlıklı bir cilt için, yaz mevsiminde aşağıda saydığımız diğer tavsiyeleri yaz boyu uygulayarak cildimizi koruyabiliriz.
Güneş ışınlarını sınırlı miktarda almak için açık renkli giysiler tercih edilmeli.
Uzun süre güneşe maruz kalınacaksa şapka ve güneş gözlüğü gibi koruyucu ürünler kullanılmalıı.
Güneş ışınlarının dik açıyla yeryüzüne ulaştığı saatlerde (öğlen saatleri) mümkün olduğunca gölge alanlara sığınmalı.
Ayak ve el bakımına olağandan daha fazla özen gösterilmeli.
Sık sık cildimizi soğuk suyla ya da kremlerle ferahlatmalı.
Çok sıcak ortamlarda uzun süre kaldıktan sonra mutlaka vücut bakımı ve temizliği yapmalı.









a) Embryo freezing (embryo dondurma)

Embryo dondurma işlemi infertil çiftler için son derece umut vadeden bir işlemdir. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı'nca embryoların dondurularak saklanma süresi 3 yıldır. Daha önce tedavi görmesine rağmen gebelik elde edilemeyen ya da düşükle sonuçlanan ya da OHSS riski, vajinal kanama, serviks darlığı nedeniyle transferden kaçınılan hastalarda bir daha yeni tedavi siklusu başlatmaktan çok daha az riskli ve ucuz bir yöntemdir. Teknolojinin gelişmesi ile dondurulmuş embriyoların transferi ile elde edilen gebelik oranı, normal IVF siklusuyla oluşan gebelik oranları ile neredeyse aynı şansa sahiptir.

b) Assiste Hatching (AHA) ve embriyo defragmantasyonu

Embryoların rahim duvarına tutunmalarını kolaylaştıran bir işlemdir. Embriyoların etrafını çevreleyen zar, mekanik olarak inceltilir ya da tamamen açılır.

AHA; 35 yaş üzerinde, 3. gün FSH konsantrasyonu >10 mıu/ml olan, daha önceki uygulamalarda iyi emryoların transferine rağmen gebelik gerçekleşmeyen olgularda, embryo zarının >15 mikron olduğu vakalarda, dafragmantasyon yapılması öngörülen hastalarda ve embryodan preimplantasyon tanı için biopsi almak amacı ile kullanmaktayız.

Defragmantasyon işlemi: Embriyonun içinde yer alan hücre artıklarının embriyo gelişimine engel olduğu bilindiğinden, bu hücre artıklarının mikropipetle temizlenmesidir.

c) Testis dokusunun dondurulması

Erkekten biopsi ile elde edilen testis dokusunun dondurularak saklanması, başarısız bir gebelik denemesi sonrasında tekrar aynı taleple başvurulduğunda tekrar eden operasyonlardan kaçınılması amacıyla uygulanır. Ülkemizdeki yasalara göre sperm hücreleri sperm bankası oluşturmak amacıyla saklanamaz, ancak kişinim kendisine ait hücrelerin, kendisi için kullanılma şartıyla, dondurulmasına izin verilmektedir.

d) Rahim içi doku kültürü

Tekrarlayan uygulamalara rağmen gebe kalamayan genç bayanlarda; tekrarlayan implantasyon başarısızlığında, gelişen embriyoların kalitesini ve rahim iç zarına tutunma kapasitesini arttırmak amacıyla, daha doğal bir besleyici ortam hazırlamaya yönelik; rahim iç dokusundan, adetin 17-21. günlerinde örnek alıp, hücre kültürü yöntemiyle çoğaltıp, takipeden adet döneminde tüp bebek işleminde kullanılması veya dondurarak saklanıp istenilen tedavi döneminde çözerek kullanılmasıdır. Böylece daha doğal bir ortam olan anne rahim iç zarı dokusunda embriyoların geliştirilerek gebelik oranlarının arttırılması hedeflenmektedir.

e) Laboratuvar koşullarında yumurtaların olgunlaştırılması (invitro maturasyon)

Yumurta toplama işlemi ile elde edilen olgunlaşmamış oositlerin, laboratuvar koşullarında olgunlaştırılıp işleme alınmasıdır. Ancak bu yöntem ile gebelik oranları yüksek değildir. Ancak aşırı overyan sitimulasyonu tekrarlayan vakalarda alternatif olarak uygulanabilmektedir.

Dr. Faruk Vanlıoğlu




Cinsiyet seçiminde bulunmak isteyen çiftler, tüp bebek tedavisi anne adayının adetinin 21. gününde bir ilaç kullanarak baskılanır. Daha sonra 8-10 gün içerisinde yeni adetinin 3. gününde yumurta hücrelerinin çoğaltılması amacıyla iğneler kullanılarak indüksiyona başlanır.

Bu iğneler anne adayının sağlık durumuna, yaşına, kilosuna göre değişken dozlarla uygulanır. Cinsiyet seçimi tedavisine karar veren çiftler kendi bulundukları yerdeki kendi özel doktorlarına ile iletişime geçerek hazırlıkları yaptırmaları mümkündür.


Peki nasıl?

Embryo transferi öncesi uygulanan preimplantasyon genetik tanı ile embryonun cinsiyetini belirlemek ve istenen cinsiyetteki embryoları transfer etme ile mümkün olabilir. Özelliklede cinsiyet gözeten hastalıklarda (örn; hemofili) uygulanarak yapılabilir.

Ancak cinsiyet belirleme yönetmelikler ile yasaklanmıştır. Türkiye'de cinsiyet belirleme yöntemi uygulanmamaktadır.




alanında çok önemli bir rol oynamaktadır.

Hücre dondurmasında iki temel teknik tanımlanmıştır. Bunlar, insan hücrelerinde ilk uygulanmaya başlayan teknik olan yavaş kontrollü dondurma yöntemi ve daha yeni bir teknik olan vitrifikasyon yöntemidir. Yavaş kontrollü yöntem halen yaygın olarak tercih edilmekle birlikte özellikle son yıllarda yapılan klinik çalışmalarda ultra hızlı vitrifikasyon tekniğiyle de çok başarılı sonuçlar bildirilmiştir. 2008 yılında yayınlanan ilk meta-analize (farklı makalelerin başarı sonuçlarının bir arada değerlendirildiği ortak istatistik sonuçları) göre embriyolarda vitrifikasyon yöntemiyle daha başarılı canlılık oranları bildirilmiştir.

Yavaş kontrollü dondurma ve vitrifikasyon tekniğindeki en temel farklılık hücrenin yapısal bütünlüğünün korunma mekanizmasıdır. Yavaş dondurma yönteminde hücre canlılığı kademeli olarak soğutma esnasında hücre etrafında buz kristalleri oluşturularak sağlanırken, vitrifikasyon tekniğinde konsantrasyonu yüksek dondurma solüsyonları yardımıyla ani ısı düşüşüyle birlikte hücre etrafında cam bir katı yüzey oluşturularak korunmaya çalışılır. Vitrifikasyonda hücrelerin inkübatör (37°C-%5 CO2 değerlerinde hücrelerin içerisinde korunduğu, vücut ortamını taklit eden özel aletler) dışında geçirdikleri süreç yavaş dondurma yöntemine göre daha kısa (vitrifikasyon-10dk., yavaş dondurma-3 st.) olduğu için, hücrelerin canlılığını olumsuz yönde etkileyebilecek önemli dış etken değişikliklerine karşı daha kısa süre maruz bırakılabilmesi sağlanmış olur. Vitrifikasyon tekniğinde herhangi bir alet kullanımı ve buna bağlı olarak bakım masrafları olmadığından yavaş kontrollü dondurma yöntemine göre daha ucuz bir teknik olarak kabul edilmektedir.
Vitrifikasyon tekniğinde yüksek konsantrasyonlarda dondurma solüsyonlarının kullanımıyla dondurulacak hücre ultra hızlı bir şekilde (<1sn.)>10.000°C/dk.) geçilerek cam şeklinde katılaşarak dondurulur. İnsan hücrelerinde vitrifikasyon tekniğinin ilk uygulanmaya başladığı yıllarda (1998-2000) geleneksel vitrifikasyon adı verilen bir teknik uygulanırken, 2000’li yılların başından günümüze kadar olan süreçte ultra-hızlı vitrifikasyon adı verilen ve daha başarılı klinik sonuçlar elde edilen bir teknik tercih edilmektedir. İlk yıllarda kullanılan geleneksel vitrifikasyon yöntemiyle %5-8 gibi düşük implantasyon oranları (transfer edilen embriyo başına rahme tutunabilen embryo oranı) bildirilebilirken günümüzde ultra-hızlı teknikle bu oranlar %30’lara ulaşabilmiştir.

Vitrifikasyonda başarıyı etkileyen 3 temel parametre bulunmaktadır. Bunlardan ilki soğutma ve çözme hızıdır. İkinci temel parametre kullanılan dondurma solüsyonlarının konsantrasyonudur. Üçüncü temel parametre ise örnek hacmi ve hücrelerin içerisinde vitrifiye edilip sıvı nitrojen içerisinde saklanabilecekleri özel aparatlardır. Isı düşüşünü yüksek seviyede sağlayabilmek ve vitrifikasyon solüsyonunun miktarının azaltmak için özel ince ve küçük taşıyıcı aparatlar geliştirilmiştir.

Sonuç olarak vitrifikasyon yöntemi ile hücre dondurma günümüz klinik verilerine dayanarak başarılı bir teknik olarak kabul edilmektedir. Fakat halen yavaş kontrollü dondurma yönteminin klinikte rütin olarak yerini tamamen vitrifikasyona bırakması için yukarıda da belirtilen bazı verilerin netleşmesi gerekmektedir. Bu verilere ek olarak her ne kadar günümüze kadar doğan bebeklerde taze tüp bebek yöntemiyle doğan bebeklere göre olumsuz bir etkiye rastlanmamakta ise de vitrifiye edilen hücrelerin genetik yapıları hakkında yeni araştırmalara ihtiyaç vardır. Bu verilerin çok yakın gelecekte çözümlenmesiyle birlikte vitrifikasyon yöntemi klinik tüp bebek laboratuvarlarında rütinde kullanılan tek dondurma tekniği olarak yerini alacaktır.

Doç. Dr. Bülent Urman


Gerek stresten, gerek ise uykusuzluktan ve alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklardan ötürü, bazen göz altında fark edilen göz torbaları, güzelliğimize çok büyük kara lekeler düşürebiliyor ne yazıkki.

Bu gibi durumlarda, göz torbalarınızdan nasıl kurtulbilir siniz acaba ; buyrun Size kurtulmanın yolları bizden…

Pembe far kullanarak göz torbalarınızı kamufle edebilirsiniz Pembe far yüzünüze ışıltı vererek, yorgun ifadenizi canlandıracaktır 2 Gülsuyu Tazeliği Taze çiçek kokuları ruhunuza rahatlatarak, kendinize iyi hissetmenizi sağlar Çiçek kokulu, fresh parfümlerin yanı sıra gülsuyu kokusu da sizde aynı etkiyi oluşturabilir Gülsuyunu burnunuzun önünden geçirin ve derin bir nefes alın Her günbiraz gülsuyu ile kendinizi ve cildinizi tazelemeyi deneyin

3 Su ferahlığı

Makyaj yapmayı sevmiyorsanız, günde birkaç kez yüzünüze soğuk su çarparak, kan dolaşımınızın hızlanmasını ve yüzünüzün renklenmesini sağlayabilirsiniz Yanaklarınıza parmaklarınızla hafifçe vurarak, kırmızılık verebilirsiniz Su cildine ferahlatacak ve daha iyi görünmenize yardımcı olacaktır

4 Şeftali Renkteki Pudra

Yazın tazeliğini ve ışıltısını yüzünüze yansıtmak için şeftali tonlarında allık kullanabilirsiniz Yanaklarınızda doğal, sağlıklı ve mutlu bir görünüm oluşturacaktır yanaklarınızı çimdikleyin ve kızaran bölgeye allığı uygulayın Allığı cömertçe sürün sonra avuç içlerinizle yanaklarınıza vurun Böylece fazlalığı alabilirsiniz

5 Sanal Mutluluk

Mutsuz olduğunuzda dört parça çikolata yiyerek alacağınız 500-600 kalori yerine, magnezyum takviyesi kullanabilirsiniz Sonradan kilolarla uğraşmak yerine bu takviyeleri almayı denemelisiniz Çikolatanın verdiği mutluluğu verdiğini göreceksiniz

6 Banyoda Parfüm Keyfi

Güzel kokular hormonları harekete geçirerek mutlu olmayı sağlar Banyo yapmak ise bir başka mutluluk kaynağıdır Banyo suyunuza hoş kokulu ve cildinizi yumuşatan banyo yağlarından ekleyebilirsiniz Bir kapak yağın vücudunuzla neler değiştirdiğini fark edeceksiniz

7 Dudak Hilesi

Dudaklarınızın ince görünmesi sizi mutsuz ediyorsa, daha kalın görünmesi için küçük bir hileye başvurabilirsiniz Rujunuzu dudaklarınızdan taşacak biçimde sürün ve sonra fazlalığı silin Koyu renkli rujlar işinizi kolaylaştırabilir

8 Güzel Tırnaklar

Güzel ellere sahip olmayı kim istemez ki? Zevkinize ve giyim tarzınıza uygun bir ojeyi seçin ve hemen tırnaklarınıza sürün Ellerinizin bakımlı görünmesi moralinizi düzeltecek ve kendinize güveninizi artıracaktır

9 Dudaklarda Badem Yağı

Badem yağının sadece kirpiklere ve kaşlara uygulandığını sanmayın kadinca.net Çatlayan dudaklarınıza biraz badem yağı sürerseniz, sürdüğünüz rujun etkisinin çok daha uzun süre kalacağını ve dudaklarınızın pürüzsüz görüneceğini fark edeceksiniz

10 Dudakta Göz Farı

Dudağınıza göz farı sürmeyi hiç aklınıza gelmiş miydi? Pudra görevi üstlenen göz farınız, rujunuzun dudaklarınızda uzun süre canlı ve renkli görünmesini sağlayacaktır

11 Çiçekli Uyku

Yastığınızın altına çiçek kokulu sabunlar veya lavantalı torbacıklar yerleştirebilirsiniz Lavanta kokusu uykuya kolayca dalmanıza yardımcı olacaktır Çiçek kokulu sabunları küçük parçalara bölerek bir keseye yerleştirebilirsiniz Lavanta keselerinin etkisini yine hissedebilirsiniz

12 Mavi Rimel

Kirpiklerinizi mavi maskarayla boyamaya ne dersiniz? Klasik siyah ve kahverengi rimelin dışına çıkarak, kirpiklerinizin daha çekici olduğunu göreceksiniz

13 Kristal Taşlar

Gözlerinizi yorgun ve birbirine batar gibi hissediyorsanız gözlerinizin yorgunluğunu kristal taşlarla alabilirsiniz Gözlerinizi kapatın ve üzerine kristal taşları yerleştirin Negatif enerjiyi gözlerinizden alacaktır

14 Soda Mucizesi

Güzelliğinizin sırrını sodada keşfedebilirsiniz Sabahları yüzünüzü sodayla yıkamayı deneyin Cildinizdeki tazelik ve rahatlama hissedeceksiniz

15 Yağlı Saçlar

saçlarınız yağlı olduğu için, her gün yıkamanız saçlarınız için yıpratıcı olabilir Bunun doğal bir reçetesi var Bir tutam biberiye ve bir tutam kekiği 250 gram suda çay gibi demleyin Sıvıyı temiz saç diplerinize sürün Saçlarınızın yağsız bir görünüme kavuştuğunu hissedeceksinizGöz Torbasılarından Nasıl Kurtuluruz




Size Birkaç örnek :P



İş yerine tam saatinde varabilmek için çektiklerinizin farkındayız. Saatin sesiyle fırla, aceleyle giyin, trafiğe gir... Peki, dakikalar son hız koşarken, bakımı, güzel ve hoş görünmek için ihtiyacınız olan zamanı nasıl yaratacaksınız? Aslında bu o kadar da zor değil. Tek yapmanız gereken, vakit kazandıran yollarımızı okumak. Böylece, yarın sabah alarmınızı 15 dakika ileriye kurabilirsiniz!...


Makyaj tamam
Stick fondötenler, kızarıklıkları ve sivilceleri kapatmak için kullanılabilecek en pratik makyaj malzemeleridir. Ten renginize tıpatıp uyan bir stick fondöten sürerseniz, aceleyle hata yapsanız bile fark edilmez.
Vaktiniz ne kadar kısıtlı olursa olsun kirpik kıvırıcı kullanmayı ihmal etmeyin. Saniyeler içinde gözleriniz daha büyük, kirpikleriniz daha uzun görünecektir.
Far veya eyeliner kullanmıyorsanız, kirpiklerinize üç kat siyah ya da koyu kahverengi rimel sürmek yüzünüze anında canlılık katacaktır.
"Dudaklarımı boyadığım için geç kaldım," bahanesine son! Kim uğraşır dudak kenarlarına kalemle çizgi çekip, içine ruj ve parlatıcı sürmekle? Renkli dudak nemlendiricisi veya parlatıcı ile saniyeler içinde hazırsınız.
Hiç makyaj yapmasanız bile koyu renk ruj sürerek durumu kurtarabilirsiniz. Kırmızı ve bordo tonlarında bir ruj, en yalın halinizle bile makyajlı görünmenizi sağlar.
Kusursuz kaşlar makyajsız bir yüzde bile büyük fark yaratır. Parmağınıza aldığınız bir parça şeffaf dudak parlatıcısıyla kaşlarınızı düzeltin. Böylece kaşlarınız gün boyunca düzgün görünecektir.
Bakımlı tırnaklar
Biliyoruz, hiçbirinizin oje sürüp de kurumasını bekleyecek vakti yok. Oysa doğru dürüst bir manikür için en az 15 dakikaya (ayaklarla birlikte en az 30 dakikaya) ihtiyacınız var. Neyse ki, tırnaklarınız çok daha kısa sürede insan içine çıkacak görünüme kavuşabilir.
— Önce tırnaklarınızın içini temizleyin ve tırnak diplerinize bir parça krem sürün. Koyu renk oje her türlü kusuru gösterir. Vaktiniz darsa, şeffaf ve renksiz bir tırnak parlatıcısı veya açık pembe oje sürün.
— Hangi rengi tercih ederseniz edin tek kattan fazla sürmeyin, aksi halde ojeniz daha zor kurur. Ellerinizi yaklaşık 30 saniye boyunca buz gibi suya sokmanız da kuruma işlemini hızlandıracaktır.
- Çalışan kadının her an her şeye hazır olması lazım. Mesela manikür sırasında sürdükleri o nefis bordo ojenin sabah uyandığınızda korkunç göründüğünü fark ettiniz. Bazı yerleri çıkmış, çatlamış, üstelik evde aseton da kalmamış! Panik yok, herhangi bir ojeyi tek kat halinde sürüp hemen silerseniz, altta kalan bordo oje de çıkacaktır.
— Ojesiz tırnaklar da çekici görünebilir. Yumuşak bir tırnak törpüsüyle tırnaklarınızın üstünü törpülerseniz, birkaç gün boyunca üzerlerinde şeffaf oje varmış gibi görüneceklerdir. Ama dikkat, bu işlemi haftada birden fazla yapmak tırnaklarınıza zarar verir.
Saniyeler içinde
Araştırmalar, cilt bakımına günde ortalama beş dakika ayırdığımızı gösteriyor. Ama bu zamanı yarıya indirmek bile mümkün.
— Sabah aldığınız duşun süresini ve suyun sıcaklığını azaltın. Uzun uzun duşta kalmak, üstelik bunu aşırı sıcak suyun altında yapmak hem gereksizdir, hem de cildinizi doğal yağlarından arındırarak kurumasına neden olur.
— Yatmadan önce cildinizi temizlemeniz sabah birkaç dakika kazandıracaktır. Zaten temiz olan yüzünüzü neden tekrar yıkayasınız ki? Çok komplike bir cilt bakımına ihtiyacınız yok. Nemlendiricinizin içinde cildin bütün gün nemli kalmasını sağlayan hyaluronik asit bulunması yeterli.
Saç saça
Saç yıkamak zincirleme reaksiyona benzer; şampuan, nemlendirici, fön, parlaklık veren serum... Eh, tüm bunlar da sabahları minimum 45 dakikayı gözden çıkarmanız demektir. Bu arada unutmayın, saç yıkandıktan bir gün sonra daha güzel görünür. Görünmüyor mu? O halde işte başvurmanız gereken hileler...
— Saçınızı daha dün sabah yıkamıştınız, ama sigara ve yemek kokuları üzerine yapışıp kaldı. Merak etmeyin, sizi şampuanlama derdinden kurtaracak çok özel ürünler var. Bir tüyo daha; saçınızın sadece görünen kısımlarını ve kâküllerinizi yıkayıp kurutursanız, saçınızın tümü kısa yoldan temiz görünür.
— Haftada iki kez kuaförde fön çektirmek; çalışan kadın için tam bir kurtarıcıdır. Saçlarınızın kirlenme süresine bağlı olarak, en az iki gün boyunca "Saçım bugün nasıl görünüyor?" stresi yaşamadan evden fırlayabilirsiniz.
— Saçlarınız elektriklendiyse ve artik dalgaları görünmez hale geldiyse, görünen bölümlerine bir spreyle su sikin, sonra da kıvırıp tokayla tutturun. Evden çıkmak üzereyken açtığınızda, buklelerinizin daha düzgün olduğunu göreceksiniz.
— Saçlarınız tamamen kontrolden çıktı, ama sıcak masayla, fön çekmekle uğraşacak vaktiniz yok! Nemlendirici özelliğe sahip durulanmayan bir ürün sürdükten sonra siki bir topuz yapın. Tam evden çıkarken açın ve elinizle düzeltin.
— Saçınızı ayırdığınız yönü değiştirmeniz, saçınızın daha hacimli ve dolgun görünmesini sağlar.
— At kuyruğunun gücünü küçümsemeyin. Saçınızı şık bir saç tokasıyla atkuyruğu yapıp, saniyeler içinde evden fırlamaya hazır olabilirsiniz. Bu arada, sezonun saç trendlerini de göz ardı etmeyin. Son derece düzgün toplanmış saçlar out, hafif dağınık atkuyruğu in. Dikkat etmeniz gereken iki şey var; saçınızı arkadan, tam ortadan toplayın ve üst kısmını biraz gevşek bırakın.
Gece uyurken
Uykuda geçen vakti de güzelliğiniz için kullanabilirsiniz.
— Yatmadan önce retinol veya glikolik asit içeren bir kremi maske şeklinde yüzünüze sürün. Sabah kalktığınızda ölü derilerinden arınan cildiniz ışıl ışıl görünecektir.
— Cildiniz duyarlıysa, yüzünüzü salisilik asit içeren bir temizleyiciyle yıkayıp, hyaluranik asit içeren bir kremle nemlendirin.
— Saçınıza ve cildinize nem vermesi için yatak odanıza havayı nemli tutan bir buhar aleti koyun.
— Sabah kalktığınızda tırnak diplerinizin manikürlü gibi görünmesi için yatmadan önce ellerinize ve tırnak diplerinize yoğun nem veren bir krem sürün.
— Saçlarınız uzunsa, iki yandan örerek uyuyun. Hem birbirlerine dolaşmazlar, hem de son derece düzgün dalgalarınız olur. Parlaklık veren bir serumla son noktayı koyun.
— İpek ve saten yastık kılıfları kullanırsanız fönünüz daha uzun süre dayanır. Yüzünüzde oluşan yastık izlerinden kurtulmanız da çabası.

Tamamen bitkisel malzemelerle kalıcı makyaj uygulaması
revaçta...



Tamamen bitkisel malzemelerle kalıcı makyaj uygulaması yapan Long Time Liner markasının direktörü Şebnem Kızıltaş, yöntem hakkında bilgi verdi...


* Tamamen doğal boyalarla, derinin en üst katmanına uygulanarak yapılır. Önce kalıcı boyalarla aynı renkteki kalemlerle kaş, göz ve dudak çevresine çizim yapılıyor. Kalem ucu kadar ince bir aletle çizimin üzerinden geçiliyor. Yaklaşık 2 saat sürüyor.


* Yüz simetrisiyle oynayarak, doğal güzelliği ortaya çıkarmaya ve yüz hatlarını belirginleştirmeye çalışıyoruz. 2 yıl da kalıcılığını koruyor. 18 yaşın üstündeki herkese uygulanabilir.


* Kalıcı makyaj uygulamasını dövme teknikleriyle yapmıyoruz. Yüz dövmesi derinin alt katmanlarına kadar indiği için kalıcılık süresi çok daha uzundur. Yüze uygulanan diğer dövme tekniklerinde renk değişikliği olabilmektedir.

* En gelişmiş kozmetik tekniklerinden biri olan 'conture make-up'; dövme, lazer ya da ameliyatla gerçekleştirilen makyaj örneklerinden farklı olarak, anesteziye gerek duyulmadan acısız uygulanabilen bir yöntem.


Rujun makyajda yeri çok ayrıdır.Güçlü bir etki yaratan ruj sayesinde dolgun,yumuşak mat ya da parlak dudaklara kavuşabilirsiniz.Onun için rujun çok sevilmesine şaşılmamalı.Makyajınızı sürekli tazelemek zorunda kalmamanız için rujunuzu sürerken mutlaka zaman ayırın.Ne kadar özenli yaparsanız konturlar ve renkler o derece kalıcı olacaktır.Ufak tefek hileler ile dudaklarınızı muhteşem bir görünüme kavuşturabilirsiniz.

1)Fondoteni yüzünüze uyguladıktan sonra mutlaka dudaklarınıza da uygulayın.Açık renkli bazın üzerinde rujunuzun rengi daha belirgin olacaktır.Özellikle açık renkli rujlarda bu daha çok önem kazanır.

2)Dudaklarınızı kalemle belirginleştirin.Rujunuzun renginde ya da bir ton açık kontur kalemiyle dudak çizgilerinizi çizin.Böylece dudaklarınız daha dolgun gözükecek ve rujunuzu taşırmadan süreceksiniz.

3)Ruju sürerken fırça ile sürmeye özen gösterin.Bu şekilde sürerseniz daha rahat sürersiniz ve rengi daha kolay işleyebilirsiniz.Ayrıca rujunuzda daha kalıcı olacaktır.

4)Rujunuzu sabitlemek için ince bir kağıt mendili dudaklarınızın arasına alarak hafifçe bastırın.Daha mat bir görünüm istiyorsanız mendile pudra sürebilirsiniz.

5)Tamamen mat bir görüntü istiyorsanız dudak kalemi ile tüm dudağınızı boyayabilirsiniz.Kalıcılığı daha fazla olacaktır.

6)Parlak dudaklar istiyorsanız rujunuzu sürüp sabitleştirdikten sonra hafif bir parlatıcı uygulayabilirsiniz.

7)Rengi güçlendirmek için ruju sürüp kağıt mendille sabitledikten sonra tekrar üzerinden rujla geçebilirsiniz.

8)Pastel renkli rujlar kullanırken kontur çizgisinin koyu olmamasına özen gösterin.Aksi halde kontur çizgisi ön plana çıkacaktır.

9)İnce dudaklara sahipseniz daha dolgun dudaklara kavuşmak için bazı hileler var.Dudak kalemi ile yumuşak bir hat çizin ve dudaklarınızın köşe kıvrımlarını da boyayın.Sonra ruj fırçası ile dudağınızın ortasına kadar ruju dağıtın.Son olarak daha açık bir renkle üzerinden geçin.

10)Dudaklarınızdan biri ince biri kalın ise ince olan dudağınızın üzerinden kalemle geçin.Konturu dışarı taşırmadan dikkatlice sürün.Ve sadece ince olan dudağınıza kontur çekin.

11)Makyajla aranız pek yoksa bile en azından ruj sürmeyi deneyebilirsiniz.Özellikle de dudaklarınızı pek beğenmiyorsanız bu durumu ışıltılı tonlarla tatlı bir hale getirebilirsiniz.

12)Gecenizi kabusa çevirecek şeylerden bir tanesi de dağılmış rujla kötü bir görüntü oluşturmaktır.Bunu engellemek için kalemle konturun üzerinden geçin ve içlere doğru dağıtın.Sonra ten rengi bir kalem kullanarak çizgiyi yenileyin.Son olarak da rujunuzu sürün.





















Porselen makyaj sandığınız kadar zor değil. dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var o kadar. oncelikle fondoten ve pudranızın cildinizle olan renk uyumuna dikkat edin. bu ürünler uygulandıgında ciltte dogal bir goruntu olusmazsa porselen makyaj amacından sapmış olur. cildinizi seffaf pudrayla makyaja hazırladıktan sonra cilt kusurlarınızı kapatıcınızla örtün. sonrasında makyajınızın amacına gore ısık vermek istediginiz bolgeleri belirleyin. gece makyajında ısık elmacık kemıklerının ustunde toplanırken gelin makyajında gelinliğin ve sacın modelıne gore farklılık gosterır.sacınızın verecegı golgelerle makyajınızın ısıgı golgelenebilir ya da gelinliğiniz cok sadeyken yuzunuz abartılı bir hal alabilir. bu yuzden size onerım sac provanıza duvakla birlikte gitmeniz ve o anı fotograflayarak makyözünüze bu fotgrafınızı vermeniz. boylelıkle golgelerın nerden geldıgı bılınerek makyaj tamamlanır.dugununuz gunduz ve acık havadaysa makyajınızın mutlaka gun ısıgıyla birebir bir mekanda uygulanması gerekır. spotların fazla oldugu aydınlık mekanlar ıcın yapılacak makyajlarında birebir ısık altında yapılması onemli bir ayrıntıdır.
porselen makyaj Kryolan ürünlerinin kullanımı sart degildir.cıkarması gercekten caba ister.kullanmak için de genelde profesyoneller tercih eder.cunku hata goturmez. fondoteninin ben gündüz kullanımını hiç önermiyorum cünkü cok yogun bir ürün.gelin makyajında düğün eger geceyse onerebilirim cunku ısıkların verdigi gri tonu normal hale dondurebilir.urunun avantajı cok ınce bir pudrayla sabitleyecek olmanız. boylelikle yüzünüzün üstünde pudra tabakası oluşmaz
.












Ciltteki lekeleri kapatmak ve tüm yüzün aynı renkte olmasını sağlamak için etkin bir yol olan fondöteninizi mutlaka az miktarda sürmelisiniz.
Yüzünüzde belirginleşmesi gereken noktalar, gözler ve dudaklar olmalıdır.

Yağlı ciltlilerin yarı sıvı bir fondöten, cildi kuru olanların ise krem şeklinde bir fondöten kullanmaları makyajın daha güzel görünmesini sağlar.

Fondöten yüze nasıl sürülmeli?

Krem ya da sıvı fondötenleri yüzünüze daha ince ve düzgün bir tabaka halinde sürebilmek için, önce elinizin içinde yumuşatabilirsiniz. Yumuşattıktan sonra ise bundan burnunuza, yanaklarınıza, çenenize ve alnınıza birer nokta kondurun. Çubuk halinde bir krem kullanıyorsanız bu saydığımız yerlere bununla küçük birer çizgi çizin. Fondöteni parmak uçlarınıza daireler çizerek güzelce yayınız.

- Çenede; yukarıya, dışa doğru.

- Yanaklarda; dışarıya doğru.

- Alnınızda; bir yandan öbür yana.

- Burunda; aşağıya, burun ucunun altına.

- Göz etrafında; daire halinde gözkapaklarına doğru iyice yayın. Fondöteni boynunuza sürmenize gerek yok. Ancak boyun ile yüzünüz arasındaki geçişin sert olmaması için bu bölgeye biraz daha özen göstermelisiniz. Ayrıca fondöteni sürdükten sonra yüzünüzde sünger dolaştırıp fazlalıkları almayı unutmayın.

Fondötenin ömrü ne kadardır?

Bir fondötenin ömrü, açılmadan 1-1,5 sene, açıldıktan sonra ise 5-6 aydır. Pudra fondötenler, akıcı kıvamlılara kıyasla daha uzun ömürlüdür. 1 yıl kullanılabilirler.


Makyajınızı yaparken sadece gözkaleminizi kullanarak harikalar yaratın.
Kaşlarının daha kalın ve belirgin görünmesini istiyorsan göz kalemini kaş kalemi olarak kullanabilirsin.
Koyu renk farın mı bitmiş? Siyah gri ya da kahverengi kalemlerin ile göz kapağını boya ve bir pamuk yardımıyla dağıt.
Geçici dövme yapmak için göz kalemini kullanabilirsin. Tek yapman gereken istediğin şekli çizmek! Üstelik beğenmezsen yıkayarak kolayca çıkartabilirsin.
Not almak için kalem bulamadın mı? Göz kalemin bu iş için birebir!
Kedi gözlere sahip olmak için çektiğin kalemi göz bitiminden şakaklarına doğru uzatman yeterli!
60’ların modasına uymak istersen kaleminle yanağına bir ben kondurabilirsin!
Göz kalemi erkeklere de çok yakışıyor! Johnny Depp bunun en büyük kanıtı!
Sen de erkek arkadaşının gözlerine sürmeyi dene
Uzun saçların seni bunalttı ve yanında toka yok… Saçlarını dolayıp topuz gibi yap ve kalemini saçlarının ortasına batırarak toka olarak kullan!
Japonlar gibi çekik gözlere sahip olmak istiyorsan göz kalemini üst ve alt kirpiklerinin ortasından başlayarak göz bitimine kadar kalem çek!
Resim yaparken fonu renklendirmek için göz kalemini kullanabilirsin! Kalemi yatay olarak tutup kağıdı boya ve sonra da parmağınla dağıt!
Okuldaki tiyatro gösterilerine hazırlanmak için göz kaleminden faydalanabilirsin.
Kedi bıyığı yapmak göz altında morluklar oluşturmak için siyah bir göz kalemi yeterli.
Eğer beyaz tenliysen kahverengi göz kalemi çekerek yüz hatlarını yumuşatabilirsin!
Gözlerin büyükse iç kısımlarına kalem çekerek onları daha küçük gösterebilirsin.
Gözlerini daha büyük göstermek istiyorsan alt ve üst çevresine kalem çekmen yeterli!
Gözlerin aşağı doğruysa kirpik diplerine düz şekilde kalem çekerek hoş bir görüntü elde edebilirsin.
Gözlerinin çekik görünmesini istiyorsan göz pınarından başlayıp gözün bitiş çizgisine kadar kalem çekmelisin.
Gözlerinin iç ve dış kısmına kalem çekmen bakışlarının daha da anlamlı olmasını sağlar.
Göz kalemini çektikten sonra bir kulak çubuğu ile çizgiyi dağıtmayı dene. Böylece Cansu Dere’ninki gibi buğulu bakışlara sahip olabilirsin.
Alt göz kapağına beyaz kalem çekersen gözlerinin daha parlak görünmesini sağlayabilirsin.
Gözlerin birbirinden uzaksa göz ortasından göz pınarına kadar alt ve üst kısmına kalem çekmelisin.
Gözlerin birbirine yakınsa ortasından göz sonuna kadar alt ve üst kısmına kalem sürmelisin.
Kaşlarını daha uzun göstermek istiyorsan uygun renkli bir göz kalemi ile kaş çizgini uzatabilirsin.
Renkli gözlüysen renkli göz kalemleri kullanmayı denemelisin. Mavi ve yeşil tonlarındaki kalemler bakışlarını yumuşatır.
Sadece üst kirpik diplerine kalem sürmen gözlerinin daha kalkık görünmesini sağlar.
Düz renk bir tişörtünün üzerine istediğin deseni çizip geçici bir süreliğine yeni bir tişörte kavuşabilirsin.

Güzelliğinizi istediğiniz gibi kullanamıyorsanız ve bu güzelliğinizin daha iyi şeylere layık olduğunu düşünüyorsanız işte size fırsat.Sadece makyaj malzemelerinizi nasıl kullanacağınızı bilerek dahi mükemmel güzelliği yakalayabilirsiniz.Bu makyaj ile soluk cildinizi ve renksiz görünün cansız görünen cildinizi canlandırabilir ve canlıklık ve renk katabilirsiniz.
Gözlerinizi olduğundan daha büyük göstermek dudaklarınızı nemlendirmek gün boyu kalıcı allık uygulamaları ve daha fazla öneriyle güzelliğinize güzellik katın!


Makyaj Sırları

Fondöteniniz cildinizde kuru ve mat duruyorsa; fondöteni yüzünüze sürmeden önce cilt türünüze uygun bir nemlendirici krem ile karıştırıp sürün.
Cildiniz solgun ve renksiz görünüyorsa makyaj yapmak için vaktiniz yoksa açık pembe tonlarındaki pudrayı ince bir kat halinde yüzünüze uygulayın. Yarattığı olumlu etkiyi hemen fark edeceksiniz.
Pudra sürerken pürüzsüz görünmenizi istiyorsanız temiz bir pudra süngeriyle cildinize uygulayın. İşlem sırasında bir aşağı bir yukarı doğru süngeri hareket ettirmeyi özen gösterin.
Özel günlerinizde cildiniz hassaslaşıyorsa ve kozmetik ürünler kullanamıyorsanız dudaklarınızı renklendirmek için bir miktar vazelin ve bir miktar vişne reçelini karıştırıp dudaklarınıza sürün. Hem yüzünüze renk gelecek hem de doğal bir makyaj malzemesi yapmış olacaksınız.
Yağlı cilde sahipseniz; toz allık kullandığınızda yanak ve alın bölgesinde parlamalar olabilir. Gün boyunca kalıcı ve mat görünümlü bir cilde sahip olmak istiyorsanız jel allıkları tercih edebilirsiniz.
Gözlerinizi olduğundan daha büyük göstermek istiyorsanız rimelin iki katını sürerken sadece üst kirpiklerinize ve dış kısmına sürün


Göz makyajı kişinin ifadesini belirler. ¤¤¤¤i ve iddialı bir görünüm için işte "smokey eyes" göz makyajı teknikleri!
Zahmetliymiş gibi görünen dumanlı göz makyajı aslında son derece basit. Yapmanız gerekenleri öğrendikten sonra birkaç adımda bu görünüme kavuşabilirsiniz.
1. Gözkapağına yağsız baz
Fardan önce göz kapağınıza "primer" denen yağsız bir baz sürmelisiniz. Böylece gün içinde göz kapaklarınızın yağlanıp farın bozulmasını baştan engellemiş olacaksınız.

2. Göz kalemi uygulaması
Kaleminizi üst göz kapağınızın ortasından başlayarak kalınca bir çizgi halinde göz bitimine doğru çekin. Eğer mücevher tonlarında bir göz makyajı istiyorsanız mürdüm lacivert veya koyu yeşil bir göz kalemi kullanın.

Dumanlı göz makyajı için eyeliner kullanmayın. Göz kalemi gerekli yerlerde dağıtılıp buğulu bir ifade vermek için çok uygun bir seçimdir.
3. Dağıt ve yay!
İşte esas noktaya geldik! Bir aplikatör ile göz kalemini uçlardan hafifçe dışarı doğru dağıtın. Birkaç ufak aplikatör darbesi yeterlidir. Abartıp tüm göz kalemini yaymayın.

4. Alt kirpikleri boyuyoruz
Daha önce kullandığınız kalemle gözlerinizin içine çizgi çekin. Sürme de kullanabilirsiniz. Sonra kullanacağınız far ile alt kirpik diplerinizi boyayın. Kalın bir şekilde farı uygulayabilirsiniz. Kalem kesin çizgiler yaratacağından far uygulamak dumanlı bir görünüm için daha uygundur.

5. Son dokunuşlar
Farla işiniz henüz bitmedi. Üst göz kapağınızın kalemi yaydığınız yerlerine farla küçük dokunuşlar yapın. Hatta göz pınarlarınıza doğru çok hafifçe farı sürün.

6. Rimel ve bitti!
Hacim veren bir maskara ile kirpiklerinizi bolca rimelleyin.


Uzak gözler
Birbirinden uzak gözlere sahipseniz gölgelendirmeyi far kullanarak gözkapağınızın kıvrımından burnunuza doğru yapmanız gerekir.
Burun kökünüzden kaşlarınıza doğru yapılan gölgelendirme birbirine uzak gözlerinizi yakınlaştıracak ve daha derin bakışlar elde etmenizi sağlayacaktır. Üst ve alt kirpiklere yoğun maskara sürebilirsiniz.
Yakın gözler
Göz pınarından göz kapağının ortasına kadar açık renk göz farı kullanın. Eyelinerı gözkapağının ortasından gözün dış ucuna doğru sürün ve dağıtın.
Eyelinerın göz pınarına yakın sürülmesi gözleri daha da yakınlaştıracağından tercih edilmemelidir. Maskarayı ise gözün sadece dış ucundaki kirpiklere sürün.

Düşük gözler
Bu tür göz tipinde genelde gözün sadece kapak kısmına yoğunlaşılır. Gölgelendirme yukarı ve dışa doğru yapılır.
Göz altına kalem veya maskara sürülmesi tercih edilmemelidir. Sadece üst kirpiklere maskara sürülmeli ve orta koyuluktaki far göz pınarından kaşa doğru kullanılmalıdır.

Çıkık gözler
Göz kapağını koyu renk far ile gölgelendirerek kaşa doğru açılan bir renk oluşturun. Eyelinerı göz üstüne kalın şekilde sürün.

Küçük gözler
Beyaz göz kalemini göz içine sürerek küçük gözleri büyük gösterebilirsiniz. Gözün dış kısımlarına koyu renk gölgelendirme yapılarak göz büyütülür. Alt ve üst kirpiğe yoğun şekilde maskara sürülür.

İri gözler
Koyu renkleri tercih edebilirsiniz. Alt kirpik dibine koyu renk bir kalem kullandığında gözler kısık gözükür ve dolayısıyla küçülür. Ama iri göz her zaman avantajlıdır.
Günlük makyaj için naturel tonlarda bir far uyguladıktan sonra göz kalemini ince bir çizgi şeklinde alt kirpik dibine sürebilirsiniz. Siyah renkteki kıvırıcı özellikli maskara uygulayıp makyajı bitirebilirsiniz.



















Klasik renk ojeler 2010 yaz modasında demode oldu! Eskiden yeşil renk oje sürmeyi geçtim yeşil oje bile yoktu sanırım.Ama bu sezon en canlısından en softuna kadar rengarenk ojeler çok moda.Chanel 2010 oje trendlerini belirlerken Jade ( su yeşili ), soft somon pembelerini kullanmış.Chanel bütçeyi zorlar diyorsanız birçok markanın türevi ürünlerini de tercih edebilirsiniz.


Kadin icin cinsellikte en onemli sey kendini guvende hissetmektir. Hele hele yillarca bir tabu olarak kadinin gozunde buyumus olan ilk gece, ilk cinsel iliski korkusu ve o gece yasanilacaklar kadinin ilerideki butun cinsel hayatini etkileyebilir.

Kadin kendini guvende hissederse, sevildigini ve sayildigini hissederse ancak cinsel istek duymaya baslar. ilk iliski sirasinda her iki tarafta birbirlerinin bedenlerini yeni taniyacaklarindan ve nasil tepki vereceklerini bilmediklerinden yumusak ve anlayis ile yaklasilmalidir.

ozellikle bekaretini kaybedecek olan hanimlarimiz icin eslerinin cok anlayisla yaklasmalari onemlidir, cunku kadin o gune kadar hic bilmedigi bir duyguyu yasayacaktir ve belki de caninin cok yanacagini dusunmektedir.

Kadin sevgiyle ve guvenle cinselligi hissedecegi icin cinsel iliskiye girmeden once ne kadar uzun sure bir yaklasim yasanirsa yani on sevisme yasanirsa bu kadini o kadar rahat hale getirecektir.

ilk iliskide yasayabileceklerinizi anlatmadan once isterseniz bekaret – kizlik zari (hymen) nedir kisaca aciklayalim.

Kizlik zari, vajina (hazne) girisinde kadinlarimizin adet gorunceye kadar ve de cinsel hayatlari baslayincaya kadar vajeni disardan gelebilecek mikroplardan ve hastaliklardan korumak uzere dogal olarak olusmus bir yapidir.

cok cesitli tipleri vardir. Bazi kadinlarimizda hic olmayabilir, bazilarinda yarim olabilir, bazilarinda ise halk arasinda elastik . zar olarak isimlendirilen ve ancak dogumda yirtilabilen turdendir.

Elastik zar esasinda ortasindaki deligi cinsel iliskiye mani olmayacak buyuklukte olan bu nedenle de kanamaya neden olmayan zardir. Zarin kalinligi da cok degisken olup, bazi hanimlarimizda cok ince yapida ve erkegin en ufak hareketi ile yirtilabilen yapidadir. Bazilari ise daha kalindir ve zor yirtilir. Zor yirtilan zarlarda kanama miktari fazlaca olabilir, eger panik yaratacak veya bedensel rahatsizlik yaratacak boyuttaysalar hemen bir kadin dogum uzmanina basvurularak, kanama durdurtulmalidir.

Bazilari ise iliskide yirtilmayacak kadar kalin olup bunlar ancak bir hekim tarafindan uyusturularak, aci vermeden acilmaktadir.
Gebelik doğal bir olay olmasına karşın gebelik sürecinde anne ve bebeğin sağlığını tehlikeye sokabilecek birtakım olaylar gerçekleşebilir. Normal seyreden gebeliklerde bile anne adayının vücudunda meydana gelen bazı istenmeyen değişiklikler, anne ve bebeğin yaşamını tehdit edebilir. Bu nedenle anne adayları gebelik öncesinde gerek vücudun böbrekler, karaciğer, solunum sistemi, kalb ve damar sistemi, kan şekerini ve kan yapısı gibi temel fonksiyonları ve gerekse de özellikle düşüklere ve sakat bebeklere neden olabilen toksoplazma, herpes (uçuk), kızamıkçık, ve benzeri virütik hastalıkar açısından sıkı bir tıbbi kontrolden geçmeli, ve bir sakınca yoksa öyle gebeliğe karar verilmelidir. Aksi taktirde bu sorunlar anne adayını ve hiçbir şeyden haberi olmayan bebeği zor durumlara sokar, hatta ölümlerine yol açabilir !
Bu nedenle gebelikler kazara değil planlanarak, olmalı diyoruz, “aile planlaması” diyoruz. Böylece doğum öncesinde anne adayında ortaya çıkabilecek sorunlar saptanır ve tedavi edilebilir.
Anne adayı daha önceden tamamen normal olsa da gebelik nedeniyle ortaya çıkabilecek problemlerin başında şeker hastalığı (diabet) gelir. Diabetes mellitus (şeker hastalığı) insulin salgılanması ve/veya insulin etkisindeki eksiklik sonucunda ortaya çıkan vücudun temel yapı taşları olan ve gıdalarla alınan karbonhidrat, yağ ve protein kullanımındaki bozuktur. Dünya Sağlık Örgütü diabeti 3 sınıfta toplamıştır. Bunlar diabetes mellitus, bozulmuş glikoz toleransı ve gebelikte ortaya çıkan diabettir. Gebelikte ortaya çıkan diabet gebelik öncesinde aşikar olmayan belirti vermeyen ancak gebelikle belirti veren diabet olarak tanımlanabilir. Bu hastaların daha önceden bilinen diabetleri yoktur. Gebelikte ortaya çıkan diabetlilerde doğum sonrasında glukoz kullanımı düzelebilir, bozuk veya diabetik olarak devam edebilir.
Gebeliklerin yaklaşık % 0,2 - % 0,3’ünde anne adayı daha önceden diyabet tanısı almış iken gebelikte ortaya çıkan diabetin görülme sıklığı % 1 - 4 arasında değişir. Bu oranlara göre Türkiye’de 15 ile 75 bin diyabetik anne bebeği doğduğu anlamına gelmektedir. Dünyada ise günde 135 bin gebeliğin gebelikte ortaya çıkan diabet ile birlikte olduğu bilinmektedir. Görüldüğü gibi hiç de küçümsenecek bir durum değil !
Gebelikte ortaya çıkan diabetin tanısı için 24-28. gebelik haftasında bütün gebelere tarama amaçlı 50 gr. glukoz testi yapılmalıdır. Gebelik kontrolleri sırasında annelerin riskleri belirlenmeli ve oluşabilecek komplikasyonlar yönünden anneler uyarılmalıdır.
25 yaşından küçük olanlarda, normal kiloya sahip olanlarda, ailede diabet öyküsü bulunmayanlarda, daha önceki gebeliklerinde herhangi bir sorun yaşamamış olanlarda gebeliğe bağlı diyabet daha az görülür.
Şişman gebeler, daha önceki gebeliklerinde diabeti olanlar, ailede diabet öyküsü bulunanlar, yaşlı anneler, tekrarlayan düşükleri olanlar, izah edilemeyen anomalili bebek doğuranlar, tekrarlayan vajinal ve üriner enfeksiyonu olanlar ve bebeği normalden iri (4500 gr’ ın üzerinde bebekler) olanlarda daha diabet gelişme riski yüksektir. Bu nedenle önceki gebeliklerinde 4500 gr’ın üzerinde doğum yapanlara ise tanısal amaçlı oral glukoz tolerans testi uygulanmalıdır.
Gebeliğe bağlı diabet ile annenin hastalıkları ve bebeklerin hastalıkları ve ölümleri arasında yakın bir ilişki vardır. Gebeliğe bağlı diabette, bebekte aşırı irilik, yeni doğan yani hemen doğum sonrası bebekte kan şekeri düşüklüğü, kan hücrelerinde bozukluk ve sarılık riski artar, gebeliğe bağlı yüksek tansiyon daha sık görülür, bebeğin rahimde içinde bulunduğu sıvı olan amniyon sıvısındaki artış ve buna bağlı ters gelişlere sık rastlanılır. Bu nedenle bu hastalarda doğum daha çok sezaryen ile gerçekleştirilmek zorunda kalınabilir.
Gestasyonel diabet öncelikle diyet yani beslenmenin düzenlenmesi ile tedavi edilmelidir. Diyet % 50 - 55 karbonhidrat, % 30 yağ ve % 20 protein içermelidir. Günlük alınması gereken kalori miktarı ise gebelik öncesindeki ideal kiloya göre hesaplanır ve kilo başına 30-35kcal’dır. Bunun düzenlenmesini diyetisyenler yapar. Şişman hastalarda kalori miktarı daha da düşürülebilir. Diyet tedavisinde amaç kilo kaybı ile insüline olan doku cevabını artırmaktır. Hastaların bu dönemde demir ve kalsiyum ihtiyaçları karşılanmalıdır. Hastalar günlük aktivitelerine devam etmeli, egzersiz ve yürüyüşlerle kilo vermeye çalışmalıdır. Eğer diyet ve egzersizlerle kan şekerleri normal seviyelerde tutulamıyorsa (açlık kan şekeri <105mg/dl, tokluk kan şekeri < 120 mg/dl olmalıdır) tıbbi tedavi uygulanma gerekliliği vardır. Ağızdan alınan antidiyabetik ilaçlar muhtemel teratojenik etkileri nedeniyle tercih edilmedikleri için bu hastalara insulin tedavisi uygulanır.
Gebelikleri sırasında diabet tanısı alan hastalar doğumdan sonra da izlenmelidir. Doğumu takiben 6-8. haftalarda 75 gr lık glukoz tolerans testi ile kalıcı diabetin oluşup oluşmadığı tesbit edilmelidir.
Diabeti olan anneye gelecekteki gebelikler için tavsiyede bulunulmalıdır. En yaygın olarak mekanik engel oluşturan yöntemler kullanılabilir. Bunun yanında düşük doz oral kontraseptifler de kullanılabilir. Bu ilaçlar kullanılmaya başlandıktan sonra kan şekerleri yakından takip edilmelidir. Eğer hasta doğurganlığını tamamlamışsa tüp ligasyonu (rahim kanallarının bağlanarak kalıcı bir şekilde gebeliğin önlenmesi) önerilebilir.
Hanımlar unutmayınız bütün bunlar gebelik sırasında hekim kontrolleri ile tanınır ve takip ve tedavisi yapılır. Bu nedenle gebelerin sadece kendileri için değil, henüz doğmamış bebekleri için de en yakınlarındaki sağlık kurumlarından düzenli gebelik muayenelerini yaptırmaları gereklidir. Ana Çocuk sağlığı merkezleri, sağlık ocakları gibi merkezlerde bu taramalar yapılabilmekte, ille de hastanelere gitmek gerekmemektedir.
Bebeğiniz ve kendiniz için gebelik öncesi ve gebelik sırasında düzenli kontrollerini yaptırın, yaptırmayanları da uyarın lütfen...



Sizdeki değişiklikler :

- Göğüslerinizde dolgunluk şişlik hassasiyet göğüs ucunda koyulaşma görülür.

- Plasenta gelişir ve daha fazla hormon salgılamaya başlar.

- Vagina civarındaki dokularda bebeğin beslenmesine yardımcı olan damarlar mavimsi görünür.

- Kendinizi daha yorgun ve enerjisiz hissedebilirsiniz.

- Rahatsız edecek düzeyde kusma ile birlikte veya tek başına sabah bulantılarınız olabilir.

- Kabızlık idrara sık gitme midede yanma hazımsızlık yiyeceklere aşırı istek veya isteksizlik uykusuzluk şikayetleriniz olabilir.

- Kan hacminiz biraz artmıştır hamilelik sonunda bebeğin ihtiyacını karşılamak için % 45- 50 fazla kana sahip olacaksınız.

- Arasıra baş ağrıları baş dönmesi veya fenalaşma hissi yaşayabilirsiniz.

- Karın görünür derecede büyür ancak belirgin kilo artışı olmaz. Rahim sıkılmış bir yumruk büyüklüğündeyken greyfurt büyüklüğüne ulaşır. Bu büyüme sırasında karın krampları sancılar hissedebilirsiniz.

- Sinirlilik ağlama isteği duygusal değişiklikler korku neşe kaygı duyabilir mantıksız davranışlarda bulunabilirsiniz.

Bebeğinizdeki değişiklikler :

- Böbrek kalp sinir sistemi gelişmeye başlar kalbi dakikada 150 kez çarpmaya başlar. Beyinomurilik bağlantısı oluşur. Hipofiz bezi şekillenir. Esas organ ve sistemleri tamamen olmasa da gelişir. Organ gelişimi nedeniyle kritik bir dönemdir.

- El ve ayak parmakları dizleri ve dirsekleri gelişmeye başlar bacakları uzamaya kolları gelişmeye ve elleri bilekten esnek hal almaya başlar.

- Kemikleri sertleşmeye kıkırdak dokuları oluşmaya başlar.

- Yüz özellikleri daha belirginleşir. Gözleri göz kapakları ve burun delikleri şekillenmeye başlar.

- Embriyo bu ayın sonlarına doğru fetus adını alır. Fetus sürekli yer değiştirir hareket eder ancak siz henüz hissetmezsiniz.

- Yaklaşık çilek büyüklüğünde 25 cm kadardır. Ağırlığı 10g civarındadır vücudun 1/3 ünü baş oluşturur.

Muayene ve laboratuar tetkikleri :

- El veya ayaklardaki ödem varisler için bacak muayenesini de kapsayan ayrıntılı fizik muayene ve pelvik muayene yapılmalı.

Leğen kemiğinizin yapısı ölçüleri için pelvik muayene önemlidir.

- Kan tetkikleri; kan sayımı kızamık kızamıkcık ölçümü frengi için serolojik test hepatit B bakılmalı.

- Kan basıncı kilonuz ölçülmeli

- İdrarda şeker protein bakteri miktarlarına bakılmalı.

- Pap smear yapılmalı

- Bel soğukluğu kültürü yapılmalı


değişiklikler

- Düzenli olan adetinizi olmadınız ve sabah bulantınız başladı. Bunlar genellikle hamileliğin ilk belirtileridir. Adetinizin ilk olarak olmadığı bu dönemde yaklaşık 2 haftalık hamilesiniz demektir.Bulantı kusmanın yanında tükrük salgısında da artış olabilir.
- Plasenta oluşmuş ve hormon yapmaya başlamıştır. Plasenta bebeğinizin beslenmesini ve gelişmesini sağlayacak kordondur. Bebek gelişirkenbebeğinizi koruma görevi olan amniyotik sıvı da oluşmaya başlar.
- Göğüslerinizde hassasiyet şişkinlik hissetmeğe başlarsınız.
- Rahminiz büyümeğe başlamıştır ancak siz hissetmezsiniz.
- Kendinizi yorgun hissedebilirsinizuyku düzensizliği midede hazımsızlık sık idrara gitme gibi şikayetleriniz olabilir.
- Yiyeceklere veya sadece bazılarına karşı aşırı istek duyma veya isteksizlik olabilir.
- Annede mizaç değişiklikleri olabilir.İlk 3 ay bu değişiklikler görülebilir. Zaman zaman iyi hissederken zaman zaman sinirli aksidargın ağlamaklı davranabilirsiniz. Bu duyguları birarada ve içiçe yaşayabilir özellikle babanın destek olması hamileliği anne açısından kolaylaştırır.
-Korku kaygıneşe stres yaşayabilirsiniz.

Bebeğinizdeki değişiklikler :

Yumurta ve ***** birleşmiş döllenme oluşmuştur. Babanın *****i bebeğin cinsiyetini belirler. Bebeğiniz embriyo denen bir hücreden gelişir bu dönemde bir baş ve vücuda sahiptir.
Bebek amniyotik sıvının içinde bir kesede büyür. Beyni gözleri ağzı iç kulakları ve sindirim sistemi gelişmeğe başlar. Sinir sistemi beyni kalbi ve akciğerleri şekillenmeğe başlar. Kulakları küçücük nokta şeklindedir gözleri ve burnu oluşmuştur. Kol ve bacakları şekillenmeye başlamıştır. Bu ayın sonunda embriyo elma çekirdeği kadar yaklaşık 6 mm büyüklüğündedir.

Muayene ve Laboratuar Tetkikleri :

- Ayrıntılı bir fiziksel muayeneniz yapılmalı kontrolünüzde doktorunuz yapacaktır.
- Aile öykünüzü doktorunuza aktarmalısınız.
- Tansiyonunuz ölçülmeli ve kaydedilmesi uygun olur.
- Kan grubu kan sayımı kan şekeri karaciğer testleri vb. testler yapılmalıdır.
- İdrar tahlili yapılmalı.
- Pap – smear testi yapılmalı.
- Bel soğukluğu sarılık frengi AIDS klamidya herpes gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yönelik inceleme yaptırmalısınız.
- Orak hücreli anemi ( kansızlık ) talasemi akdeniz anemisi ve tay-sachs hastalıklarına ilişkin testler yaptırmalısınız.
İlişki sonrası doğum kontrolü

Acil doğum kontrolü ne demektir?

Doğum kontrolü olmadan gerçekleşen cinsel ilişkiyi takiben uygulanan doğum kontrol yöntemidir. Cinsel ilişki sonrası ilk 72 saat içinde yüksek doz kombine doğum kontrol hapları veya yüksek doz progestin içeren hapların alınması ile gebeliğin gerçekleşmesi önlenir. İlacın ikinci dozu ilişki sonrası alınan ilk dozdan 12 saat sonra alınmalıdır.

İlişki sonrası kullanılan doğum kontrol haplarının avantajları nelerdir?

İlişki sonrası kullanılan doğum kontrol hapları güvenilir, etkili ve kullanımı kolay olan ilaçlardır. Adet siklusunun herhangi bir döneminde kullanılabilen bu haplar kolaylıkla elde edilebilir. Acil doğum kontrolü düşüğe neden olmaz ve mevcut gebeliğe zarar vermez.

Acil doğum kontrolü için kullanılan hapların yan etkileri nelerdir?

Bu hapları kullanan kadınlarda bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk ve göğüslerde gerginlik görülebilir.


Hormon implantları ve enjeksiyonları

Hormon implantları (norplant) nelerdir?

Hormon implantları derinin altına yerleştirilen yumuşak kapsüllerdir. İmplantlar progesteron hormonu salarak yumurtlamayı önler ve beş yıl boyunca koruma sağlar. Doğum kontrol hapları kullanması sakıncalı olan kadınlarda implantları da kullanmaması gerekir. İmplantları kullanırken yıllık jinekolojik muayene, Pap smear testi ve meme muayenesi yapılmalıdır.

Norplant’ın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Norplant güvenilir, etkin, devamlı ve çok fazla uğraş gerektirmeyen bir doğum kontrol yöntemidir. İstenildiği anda vazgeçilebilir ve doğumdan hemen sonra yerleştirilebilir. Bütün bu avantajların yanında Norplant, vakaların %80’inde ilk yıl içinde adetlerin kesilmesine neden olur. Norplant’ın yerleştirilmesi ve çıkartılması için cerrahi bir işlem gerekir. Bu, yöntemin maliyetini artırmanın yanında enfeksiyon, kanama ve allerjik reaksiyon gibi cerrahi riskler taşır. Bazı bayanlar Norplant’ın cilt altından belli olmasından rahatsız olabilir.


Hormon enjeksiyonları nelerdir?

Ayda bir veya üç ayda bir uygulanan ve progesteron hormonu içeren hormon enjeksiyonları uzun etkili korunma sağlayan doğum kontrol yöntemidir. Bir yıldan daha uzun süre kullanıldığında adetlerin kesilmesine neden olabilen hormon enjeksiyonları ileride çocuk sahibi olmayı düşünen kadınlara önerilmez. Doğum kontrol haplarını kullanması sakıncalı olan kadınların bu enjeksiyonları da kullanmamaları gerekir.

Hormon enjeksiyonlarının avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Hormon enjeksiyonları kullanımı kolay, güvenilir, etkin ve ös****** hormonuna bağlı yan etkilerin görülmediği doğum kontrol yöntemidir. Bu enjeksiyonlar, adet düzensizliklerine, kilo alınmasına ve psikolojik gerginliğe yol açabilir. İstenildiğinde bırakılamaması da bu yöntemin bir diğer dezavantajıdır.